Avrupa Konvansiyonel Kuvvet İndirimi Antlaşması (AKKA) 19 Kasım 1990 yılında NATO ve eski Varşova Paktı'na üye devletler arasında imzalandı ve 9 Kasım 1992'de yürürlüğe girdi. Daha sonra imzacı devletlerin sayısı 30'a çıktı. Beş silah kategorisinde (tank, zırhlı muharebe aracı, top, savaş uçakları ve saldırı helikopterleri) indirimler saptanarak, her ayrı silah için bölgesel ve ülke bazında tavanlar saptandı. Böylece ülkeler arasındaki kuvvet eşitsizliklerinin silah indirimleri yoluyla giderilerek Avrupa'da daha düşük düzeyde güvenli bir kuvvet dengesi kurulması ve böylece baskın tarzında saldırı ve geniş çaplı taarruz harekatı başlatma yeteneklerinin ortadan kaldırılması hedeflenmişti. AKKA, saptanan kuvvet tavanlarının bölgeler arasında kuvvet kaydırılarak delinmesini de engellemekteydi.
SSCB'nin dağılmasından sonra, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Kazakistan, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ayrı ayrı AKKA'ya taraf olarak, Sovyetler Birliği için saptanan silah tavanlarını aralarında paylaştılar.
AKKA'ya göre Ruslar, kuvvetlerinin önemli bir bölümünü Kafkasya bölgesinden Urallar'ın ötesine çekecekti. Fakat antlaşmanın yürürlüğe gireceği 17 Kasım 1995 tarihine yaklaşıldıkça Rusya çeşitli sebepler öne sürerek antlaşmaya uyamayacağını açıkladı.
Buna kendisine göre bazı bahaneler de buldu. Rusya'ya göre bu antlaşma SSCB henüz dağılmamışken imzalandığı için şimdiki uluslararası konjonktürle farklılıklar gösteriyor. Ayrıca Rusya BDT'yla yapılan antlaşmalarla bölgenin güvenliğinin kendisinin sorumluluğunda olduğunu belirtmiş durumda. Bunun yanısıra antlaşmada Güneydoğu Anadolu'nun Türkiye'nin iç güvenliğinden dolayı kanat dışı bölge sayılmasını emsal göstererek, Kafkaslar'ın da kanat dışı sayılması gerektiği yönünde istek belirtti. Ve, Kuzey Kafkasya'da girişeceği yeni askeri yapılanma çerçevesinde Çeçen topraklarında 58. Ordu'yu oluşturdu.
Rusya'nın bu şekilde bölgeye yoğun kuvvet yığmak istemesinin iki temel nedeninden birincisi, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan'ın Rusya jeopolitik alanıyla bütünleşmesini sağlamak, Çeçen bağımsızlık hareketini ezmek ve Tatarlar ile Başkırlara gözdağı vermektir.
İkincisi ise, Türkiye'ye karşı potansiyel tehdit olanağını elde tutmaktır. Çünkü; Rusya bölgeden çekilirse, buranın Türkiye'nin etki alanı içinde kalacağını düşünmektedir. Bunun Rusya açısından "Yakın Çevre" gereği kabul edilemez bir durum olduğu ortadadır.
Bu nedenle, Moskova askeri gücünü üzerlerinde hissettirerek Kafkas Devletleri'ni kendine bağımlı kılmayı hedeflemektedir. Böylece Rusya Federasyonu'nun, dağılan Sovyetler Birliği'nin askeri ve siyasi gücüne yeniden kavuşma amacı taşımaktadır.
Rusya'nın bu açık hedefine karşın, Türkiye AKKA'nın savunuculuğunu üstlenmiş, ancak Batı'nın ve özellikle ABD'nin Rusya'ya arka çıkan tutumu yüzünden başarısızlığa uğramıştır. Ancak Türkiye'nin ısrarlı girişimleri ve asıl olarak da AKKA'nın uluslararası ağırlığının sonucunda, ABD devreye girerek Rusya'yı da bazı noktalarda geri adım atmaya zorlamıştır. Sonuçta bir "orta nokta" bulunmuş gibidir, ama gerçekte bu "orta nokta" yine de Rus çıkarlarına yakındır.
AKKA'da son durum Rusya'nın kanat sınırlamalarının değiştirilmesi yönünde isteklerinin görüşüldüğü zirvelerle çözümlenme aşamasındadır. Yeltsin Ankara ile Washington'ın ortak hazırladığı formüldeki coğrafi alan değişikliklerini kabul etmiştir. Başta AKKA'da değişiklik yapılmasına karşı çıkan Ankara ise, zorunlu bir tavizle, bazı kanat bölgelerin merkeze alınmasını kabul etmiştir. Moskova, 1999 yılına kadar tüm kanat bölgesinde bulundurduğu 4.800 zırhlı aracı 3.700'e indirecek, ayrıca AKKA'da sağladığı ek esneklikler yanı sıra yeni düzenlemelerle ilgili sıkı bir denetim mekanizmasıyla denetlenecektir. Eskiden kanatlarla ilgili yılda bir kez bilgi vermekle yükümlü olan Rusya artık yılda iki kez bilgi verecektir.
Rusya'nın 3.700'e indireceği zırhlı araçlar için 2000 yılına kadar süre istemesine karşılık Türkiye'nin 1998 yılına kadar mühlet vermiştir. Sonunda 1999 yılında karar kılınmıştır ama yine de bu, Moskova'nın istediğini elde ettiği anlamına gelmektedir. Çünkü Moskova, 1995 yılının sonunda yürürlüğe girmesi gereken bir antlaşmayı 1999 yılına kaydırmış ve kanat sınırlamalarında kendi lehinde bazı kazanımlar elde etmiştir. Bu sayede Rusya 1999 yılına kadar bölgedeki askeri gücünü iyice sağlamlaştırma imkanı elde edecektir. Bölge ülkelerinin enselerinde böyle bir Rus askeri varlığının bulunması ise, yeniden Moskova'nın uydu olma ihtimallerini büyük ölçüde artırmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder