31 Mart 2010 Çarşamba

"Türk Zirvesi"ne Rusya'nın Tavrı


Türk-Rus cepheleşmesine konu olan en önemli gelişmelerden biri, doğal olarak, Türkiye'nin Türki Cumhuriyetlerle olan ilişkileridir.

Türkiye'nin bu cumhuriyetlerle sahip olduğu ortak dil ve kültürü, politik ve ekonomik gücü, demokratik, çağdaş ve modern kimliği ile, Orta Asya için bir model olabileceği açıktır. Nitekim bağımsızlıklarının ardından Türkiye'nin bu özellikleri sözkonusu yeni cumhuriyetlerin de ilgisini çekmiş, Türkiye'yi bir "ağabey" olarak algıladıklarını açıklamışlardı.

Bu gelişmelerin ışığında, liderler, işbirliği olanaklarının artırılması amacıyla 29 Ekim 1992 tarihinde Ankara'da bir araya geldiler. Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ev sahipliği yaptığı bu toplantıya Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurad Niyazov, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov katıldı. Beş ülkenin Ankara'da büyükelçiliklerini açmasıyla gelişen bu zirvenin sonunda Ankara Bildirisi olarak isimlendirilen belge imzalandı. Bu 11 maddelik sonuç bildirisinde devletlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde "içişlerine karışmama" ve "eşitlik" ilkesinin gözetileceği, demokrasi, laiklik, sosyal adalet ve piyasa ekonomisi ilkelerinin esas alınacağı vurgulandı.

İkinci zirve İstanbul'da bir sene gecikmeyle 1994 yılında yapıldı. Yine bu zirvenin sonunda yayınlanan bildiride işbirliği alanları ve dayanışmanın ölçüleri belirlendi. Ayrıca bildiride toplantıların Dışişleri Bakanlarının yapacakları danışma toplantılarıyla zirvede alınan kararların uygulamalarını gözden geçirecekleri şeklinde bir karar da yer aldı.

Bu iki zirve Moskova'da alarm zillerinin çalmasına yetti. Rus yönetimi, Türkiye'nin Türki Cumhuriyetler üzerindeki etkisinin artacağı ve Ankara'nın bölgede bir nüfuz alanı yaratmak niyetinde olduğu endişelerine kapıldı. Rus Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Demurin'in, "İstanbul'da etnik temele dayalı bir zirvenin Rusya'yı tedirgin etmemesi düşünülemez" şeklindeki ifadesi Moskova'nın bu konudaki rahatsızlığının bir ifadesidir. Ankara ise kesinlikle bir yayılmacılık peşinde koşmadığını, bu toplantıların Rusya'ya karşı yapılmadığını belirtmiştir. Süleyman Demirel İstanbul Zirvesi'ne katılanlar adına şu mesajı vermiştir:

Türkiye Cumhuriyeti olarak ülkemizin oluşturduğu coğrafyayı, müstakbel bir nüfuz alanı veya bir rekabet bölgesi olarak görmüyoruz. Bilakis, elele vererek bu bölgenin bir işbirliği ve dayanışma alanı haline getirilmesinin, ülkelerimizin ve bölgemizin kalkınmasına ve refahına ve böylece dünya barışına hizmet edeceğine inanıyoruz.

Türki Cumhuriyetler ile aynı dili, dini ve kültürü paylaşan Türkiye'nin, bu cumhuriyetler ile yakınlaşmasından daha doğal hiçbir şey olamaz. Ancak baştan beridir vurguladığımız gibi, Moskova Türk dünyasındaki bu müstakbel bütünleşmeden son derece rahatsızdır ve bunu engellemek için bir yandan Orta Asya cumhuriyetlerini kendi egemenliği altına almak için uğraşmakta, bir yandan da Türkiye'yi zayıflatmayı denemektedir. Bu ikinci hedefi için kullandığı yeni araçların başında da "Kürt kartı" gelmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder