Soğuk Savaş, kimilerinin beklediği gibi "Üçüncü Dünya Savaşı" ile sonuçlanmadı. Kuşatma Planı uyarınca, Sovyetler Birliği dünya üzerinde menfaati olan her yerde karşısında ABD'yi buldu. Sovyet İmparatorluğu, ABD'nin yaptığı bu kuşatmayı kırmaya çalıştı ancak gerek hegemonik çekişmenin getirdiği askeri ve ekonomik maliyetlerin altından kalkamaması, gerekse teknolojik rekabette ABD'nin gerisinde olması sonucunda Soğuk Savaş'ın sonlarına doğru güç kaybına uğradı.
Kremlin'in en büyük handikapı ise, Sovyetler Birliği'nin kuruluş dönemi ve onu takip eden yıllarda, hegemonik sınırlarının coğrafi yönden gereğinden fazla genişlemiş olmasıydı. Coğrafi genişleme, devletin üzerine düşen ekonomik ve siyasi maliyeti çok arttırdı. SSCB'yi bir arada tutmanın faturası, Moskova'nın kurduğu sömürü düzeninden elde ettiği kaynaklardan daha fazla olduğu için sistemin değiştirilmesi gerekiyordu.
Bir başka deyişle, Mokova'daki devlet aygıtı, ki bu aygıt taşıdığı "Soyvet" etiketine rağmen mutlak bir Rus kimliğine ve Rus milliyetçiliğine sahipti, SSCB'nin çöküşü ile birlikte bir sürprizle karşılaşmadı. Köhne sosyalist devin yıkılması doğal bir süreçti kuşkusuz, sözkonusu devlet aygıtı da bu doğallığa karşı çıkıp, SSCB'yi muhafaza etmek için hiç diretmedi. Biliyordu ki, SSCB'nin çökmesi, Rusya'nın doğuşu olacaktı ve eski köhne ideolojiden sıyrılarak yapılacak bu büyük geri dönüş, Rusya'ya büyük bir avantaj kazandıracaktı.
Kısacası, SSCB'nin çöküşü, Moskova'daki devlet aygıtının kontrolünde gerçekleşen bir "stratejik geri adım"dı.
1991'in ardından "Tarihin Sonu"nun geldiğini öre süren yorumlar ortalığı kaplamışken, Rusya'nın SSCB'nin "külleri" arasından tıpkı bir "phoenix" gibi çıkmasının asıl nedeni budur.
"Eski düzen"de SSCB, Rus emperyalizmini, komünizmin ideolojik örtüsü içinde uyguluyordu. Bugün ise yayılmacılık politikası açık bir hal almıştır. Moskova, Soğuk Savaş'ın sonlarına doğru zayıflayan hegemonyasının telafisi ve kısa bir süre sonra daha kuvvetli olarak geri dönmeyi hedefleyen bir planı uygulamaya koymuştur. Lenin'in ünlü "Bir İleri, İki Geri" taktiği ile "stratejik geri adım" teorisini çağrıştıran bu plan sayesinde bugün Rus hegemonyası Kafkasya'da ve Orta Asya'da şaşırtıcı bir biçimde hortlamıştır.
Moskova'nın uyguladığı büyük manevranın ilk parçası bir "Soğuk Savaş"a neden olmuş ideolojinin terkedilmesiydi. Rusya, komünizmi terkederek, Batı'yla arasında varolan en büyük problemi ortadan kaldırmıştır. "Kızıl Korku" ölmüş, Rusya, Batı'nın gözünde bir tehdit olmaktan çıkmıştır. ABD halen Rusya'ya bozuk ekonomisinin serbest piyasa koşullarına adaptasyonu için yüz milyonlarca dolarlık yardım yapmaktadır.
İkinci parça, Moskova hegemonyasının doğal sınırlarına çekilmesi oldu. Rusya, Soğuk Savaş döneminde nüfuz alanı içinde bulunan Doğu Avrupa ülkelerine ve Orta Asya'daki cumhuriyetlere büyük kaynak aktarımları yapmak zorunda kalıyordu. Ayrıca bu bölgelerin nüfuz alanı içinde olmaları için yine yüksek oranlarda askeri harcamalarda bulunuyordu. Tüm bunlar dev birer ekonomik kamburdu. İşte bu nedenle, Kızılordu'nun Afganistan'ı terketmesi ile başlayan, "geri çekilme" 1991'deki "çöküş" ve "dağılma" ile optimum noktaya kadar vardı.
Ayrıca Rusya uyguladığı stratejik geri çekilme planıyla dış politikasında kullanabileceği yeni bir araç daha buldu. Komünizmin arkasında kalan Slav ve Ortodoks kimliği, Rusya'nın dış politika kozları olarak yeniden su yüzüne çıktı. Rusya, Yunanlılar ve Sırplar ile birlikte bir "Ortodoks ekseni" oluşturmaya başladı. BM'de Sırpların hamiliğini üstlenerek Sırplar aleyhine verilen kararları veto etti. Bunun yanısıra Yunanistan'la da ilişkilerini arttırarak, Türkiye'nin Boğazlar'da uygulamaya koyduğu yeni tüzüğe karşı çıkarken Yunanistan'dan destek aldı. Bunun yanısıra Yunanistan Moskova'yla Hazar Petrolleri'nin taşınması için alternatif boru hattı konusunda temasa geçti. Bütün bu gelişmeler Rusya'nın oluşturduğu Ortodoks ekseninin uluslararası politikadaki ağırlığının göstergesidirler.
Kurulan Ortodoks ve Slav birliği ile Türkiye'nin coğrafi yönden kuşatılması da amaçlanmaktadır. Kuzeyde Rusya, kuzeydoğuda Ermenistan, güneyde Kıbrıs Rum Kesimi, batıda Yunanistan ile bu kuşatma tamamlanmaktadır. Böylece Rusya Türkiye'nin yapayalnız kalacağını hesaplamaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder