31 Mart 2010 Çarşamba

Boğazlar Sorunu


Boğazların bugünkü durumunu belirleyen sözleşme 20 Temmuz 1936 yılında imzalanmıştır. Sözkonusu Montreux Konvansiyonu'yla Boğazlar'ın egemenliği Türkiye'ye bırakılmıştır; ama ticaret gemilerine bayrağı ve yükü ne olursa olsun barış zamanında gündüz ve gece serbestçe geçebilme serbestisi sağlanmıştır.

Ancak 1936 yılında makul ölçülerde olan boğaz trafiği, giderek büyüyerek tehlikeli boyutlara varmıştır. Boğazlar'dan geçen ticaret gemilerinin yıllık toplam tonitosu 1960'ta 28.7 milyon ton iken, 1970'te 63.6 milyon ton, 1980'de 139.8 ve 1989'da 160.6 milyon tona çıkmıştır.

Öte yanda İstanbul Boğazı'nda yılda 30.000 dolayında Türk ve yabancı bayraklı gemi transit geçiş yaparken, buna ek olarak Asya ve Avrupa sahilleri arasında deniz otobüsleri, dolmuş ve vapurlar 1.400 sefer yapmaktadır. Bu yoğun trafik nedeniyle 1983-1993 yılları arasında 167 önemli kaza olduğunu da unutmamak gerekir. Ayrıca 1988 yılından sonra yıllık kaza oranı da % 35 artmıştır.

Bu gelişmeler üzerine "Boğazlarda ve Marmara Bölgesinde Deniz Trafik Düzenine İlişkin Tüzük" yürürlüğe sokulmuştur. Bu tüzükle, diğer konuların yanısıra özellikle 150 metre ve daha büyük gemilerin geçişleri çeşitli kurallara tabi kılınmaktadır. Bu tüzük sonrasında kaza oranı ortalama altıda bir oranında azalmıştır.

Halen Boğazlar'dan yılda 30-35 milyon ton petrol taşınmaktadır. Boğazlar bu hacimle transit geçiş kapasitesini zaten doldurmuş durumdadır. Rusya'nın istediği gibi Hazar ve Tengiz petrollerinin Boğazlardan geçmesi yılda 90-100 milyon tonluk petrolün taşınması demektir. Bu da güvenlik açısından Boğazların 300 gün kapatılmasını gerektirmektedir.
Rusya Türkiye'nin uygulamaya koyduğu tüzüğe rağmen Kazakistan'la 27 Nisan 1996'da Kazak petrollerinin Novorossisk limanına taşınması için protokol imzalamıştır. Bu da bu petrolün taşınması için Boğazlar'ın seçildiğini göstermektedir. Bir başka deyişle, Rusya, petrolü Türkiye'ye rağmen boğazlardan geçirme düşüncesindedir.

Nitekim Rusya kısa bir süre önce Türkiye'nin uygulamaya koyduğu yeni tüzük konusunu BM Genel Kurulu'na getirerek, Türkiye üzerinde baskı oluşturmaya çalışmaktadır. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Sergei Lavrov, Boğazlar'dan geçişleri düzenleyen tüzükle ilgili olarak, Genel Sekreter Butros Gali'ye gönderdiği ikinci mektupta, Türkiye'nin başlattığı uygulamayla 1936 tarihli Montreux Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini, geçiş yapacak gemilere kısıtlama koyduğunu ve Boğazları suni nedenlerle kapatma eğilimi içine girdiğini iddia etmiştir. Rusya'nın Boğazlar'dan geçiş meselesini ısrarla BM Genel Kurulu'na getirme girişimleri, Türkiye üzerinde baskı oluşturmaya yöneliktir.

Öte yandan, Rusya Türkiye'nin Boğazlar konusunda aldığı tutum üzerine petrolü taşımak için yeni bir alternatif plan da geliştirmiştir. Buna göre, Novorossisk'ten sonra gemiyle Karakdeniz'i geçen petrol sonra Bulgaristan'ın Burgaz limanı ile Yunanistan'ın Dedeağaç limanı arasına döşenecek boru hattı ile Akdeniz'e indirilebilecek. Böylece Türkiye devreden çıkarılmış olacak. Her ne kadar bu proje Boğazlar'daki petrol yükünü hafifletse de, Türkiye'nin petrollerden mahrum bırakılması anlamına geleceği için Türk çıkarlarına ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Hangi proje uygulanırsa uygulansın, sonuçta hep aynı stratejik denklem çıkmaktadır: Rusya ve Türkiye, ciddi bir çıkar çatışması içindedirler. Başka konularda ortaya çıkan bu çatışma, petrol konusunda da çok belirgin bir biçimde kendini göstermektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder